Business Life Dergisi : PARANIN KASAYA GİRMESİ, ŞİRKETİN KÂRDA OLMASINDAN DAHA ÖNEMLİ| 01.02.2017

63962166_(1)63962167_(1)

PARANIN KASAYA GİRMESİ, ŞİRKETİN KÂRDA OLMASINDAN DAHA ÖNEMLİ

ŞİRKETLERİN VARLIĞINI SÜRDÜREBİLMESİ İÇİN HAYATİ ÖNEME SAHİP NAKİT AKIŞI SADECE KRİZ DEĞİL, HER DÖNEMDE GÜNDEMDE OLMALI. SATIŞ, FİNANS, HUKUK VE MUHASEBE ALANLARI ARASINDA SIKIŞAN ‘ALACAK YÖNETİMİ’ İYİ YÖNETİLMELİ

2016, özellikle KOBİ düzeyindeki firmalarımız için gerçekten çok zor bir seneydi. Bir önceki seneye kıyasla yaklaşık %30 oranında uzatılan vadelerle maalesef ilk çeyreğe giriş yaptık. Karşılıksız çekler, artan iflaslar ve suistimal edilen ‘iflas erteleme başvuruları ‘da uzun süre gündemden düşmedi. Üçüncü çeyrekten itibaren kurdaki ani ve hızlı yükseliş, özellikle dış ticaretle uğraşan firmaların tüm plan ve dengelerini sarstı.

 NAKİT AKIŞI HER DÖNEMİN ÖNCELİĞİ

Tüm yaşananların doğal sonucu olarak da gelir-gider dengelerini düzenlemek ve ‘nakit akışını artırmak’ şirket yöneticilerinin en üst gündemine taşındı. Ama şirketlerin varlığını sürdürebilmesi için hayati öneme sahip olan ‘nakit akışı yalnızca panik dönemlerinde değil, her zaman gündemde olmalı. Çünkü para, kâğıt üzerinde ‘kâr’ olarak gözüktüğünde yeterli olmuyor, kasaya girdiğinde işe yarıyor.

Senelerdir, alacak yönetimi konusunda şirketlere danışmanlık yapıyorum. Türkiye’nin pek çok ilindeki ticaret ve sanayi odalarında bugüne kadar on binin üzerinde katılımcıya bu konularda seminer ve eğitimler verdim. Esas önceliğim her zaman, alacak yönetimi konusunda farkındalık yaratmak oldu. Hem şirket yöneticileri hem de alacakların takibinden sorumlu personeller için kritik bilgiler paylaştım. Bu yazımda da, özellikle son dönemde artan bir trend olarak ‘yönetim danışmanlığı’ kapsamında verilen hizmetlerin odak noktasına dikkat çekmek ve de ‘alacak yönetimi’ konusundaki eksikliğine değinmek istiyorum.

YÖNETİM DANIŞMANLIĞINDA ÖNCELİKLİ TEŞHİS, “ORGANİZASYON YAPISINA’KONMALI”

Müşteri kaybı yaşanmadan tahsilatların yapılması ve hızlandırılması, şirket organizasyonu içerisindeki yapılanmalardan büyük ölçüde etkilenmektedir. Diğer bir deyişle, Ar-Ge, pazarlama, satış, muhasebe, finans, hukuk birimi ve elbette yönetim kadrosu arasındaki ilişkiler, tüm alacak yönetimini etkileyen bir öneme sahiptir. Organizasyon yapısı oluşturulurken veya kurgulanırken, her bir birimdeki çalışanların yetki ve sorumlulukları da netleştirilmeli ve ona sadık kalınmalıdır.

Ülkemizdeki kurum kültüründe organizasyon yapısı, şirketin kuruluş aşamasından büyüme aşamasına geçişinde doğaçlama olarak gelişiyor. Diğer bir deyişle, organizasyon yapısı belirli bir plan çerçevesinde kurgulanmıyor ya da uygulanmıyor. Onun yerine, ihtiyaçlar doğrultusunda gelişi güzel hareket ediliyor. Bu evrilme sürecinin sonunda aksaklıklar baş gösterince de, yönetim danışmanlığına gereksinim doğuyor. Fakat teşhisi daha zor olan bu şirket yapılanmasındaki bozukluklar, hastalığı değil, hastalığın semptomlarını iyileştirmekten öteye gidemiyor maalesef.

SEMPTOMLAR DEĞİL, HASTALIK İYİLEŞTİRİLMELİ

Bir örnekle açıklayayım. Nakit akışındaki sorunları gündeme getiren bir firmada, alacakların etkin ve hızlı tahsil edilmesini sağlamak için alınan eğitimler, semptomları gidermeye yöneliktir. Hâlbuki hastalığın iyileştirilmesi, bu eğitimi alan kurumun organizasyon yapısındaki müdahale ve iyileştirilmelerle mümkün. Tahsilat aramasını satış ekibi mi yapmalı yoksa muhasebe mi? Bu iki birim arasındaki geçimsizlik en sık karşılaşılan organizasyon sorunu. Bazen iletişimsizlik bazen de yetki ve sorumlulukların net çizilmemiş olması ise bunun başlıca sebebi

 YETKİ VE SORUMLULUKLAR NET OLMALI

Elbette bir şirketin organizasyon yapısı, personel sayısı, cirosu, iş süreçleri, faaliyet gösterdiği alandaki pazar payı, rekabet gücü ve de verilen hizmetin/ürünün niteliğine göre değişkenlik gösteriyor. Fakat nasıl bir organizasyon yapılanması olursa olsun gerekliliği değişmeyen en kritik unsur; organizasyon parçalarında yer alan birimlerin yetki ve sorumluluklarının netleştirilmesi. Her personel görev tanımı dışında çıktığında motivasyon kaybı yaşar ve performansı düşer. Hâlbuki görev tanımlarının net olarak belirlenmesi ve hatta bunun yazıya dökülmesi, olası karışıklıkların önüne geçilmesini de sağlıyor ve verimliliği artırıyor.

 DÖRT BİRİME DİKKAT

Yönetim danışmanlığında organizasyon yapısına dair aksaklıklar giderildikten sonra ise, o organizasyon yapısını oluşturan her birimin içine bakmak gerekecektir. İşte bu birimlerden en ihmal edileni ise maalesef satış, finans, hukuk ve muhasebe alanları arasında sıkışan ‘alacak yönetimi’ oluyor. Yazımın başlığında vurguladığım gibi, bilançolarda yer alan kârlılık oranı, yeterli görünmemeli. Kasaya ne kadar para girdiği de en az onun kadar önemli. Farklı birimlerin görev tanımları arasında sıkışan alacak yönetiminin ayrışması ise, yönetim danışmanlarının bakış açısında yarattığı farkla bir kez daha gündeme gelmeli.