Business Life Dergisi : KURLAR CİDDİ SARSINTILAR YAŞATTI | 01.12.2016

sayfa 1sayfa 2

KURLAR CİDDİ SARSINTILAR YAŞATTI

KURLARDA YAŞANAN DEĞİŞİM CİDDİ SARSINTILAR YAŞATTI. İHRACATÇILARIMIZIN BEKLENTİLERİ OLUMLU, FAKAT SİPARİŞ DURDURMA, SATIŞ GECİKMESİ GİBİ SORUNLAR YAŞANIYOR. ÖTE YANDAN İNOVASYON ALANINDA İLERLEME VAR.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), 2016 üçüncü çeyrek gerçekleşme ve dördüncü çeyrek beklenti anketini Kasım ortasında açıkladı. Kısaca ‘ihracatçı eğilim anketi’ olarak bilinen sonuçlarda, ilk merak ettiğim ihracatçıların yılsonu kur beklentileriydi. İhracatçıların 2016 yılsonu USD/TL kur tahmini 3,14 ve böylesine iyimser bir öngörü beni şaşırttı açıkçası. 414 firmanın katılımı ile gerçekleşen bu araştırma 3 Ekim – 7 Kasım tarihleri arasında yapılmış. Hemen bakalım, 3 Ekim’de USD/TL kuru 3.00 iken; 7 Kasım’da 3.15 olmuştu. Yani henüz Kasım sonu itibariyle bile 3.45’in üzerinde bir USD / TL kuru görmekteyiz ve yılsonu kur beklentileri üzerinde maalesef yamlan ihracatçılarımızın hiç olmazsa anketteki diğer beklentilerinde haklı olmasını tüm içtenliğimle umuyorum.

DOLAR DAHA ŞİMDİDEN BEKLENTİLERİN ÜSTÜNDE

Örneğin, 2016 dördüncü çeyreğinde üretimin ve ihracatın azalmayacağı beklentisi. Dördüncü çeyrekte üretimin azalmayacağı yönünde beklentisi olan ihracatçılar %68 ve de ihracatın azalmayacağı beklentisinde olan ihracatçılar %60 oranında. Her ikisi de bir önceki dönemle paralel oranlar. Bu görece yüksek oranlar hem olumlu hem de sevindirici. Ve tekrar altını çiziyorum, umarım bu beklentiler, kur artışındaki beklentilerdeki yanılmaların aksine, gerçek olur.

PEKİ GENEL KARLILIKLAR DÜŞECEK Mİ?

Anket sonuçlarında tutarsız görünen ve biraz da beni üzen başka bir veriyi paylaşmak istiyorum. Bir önceki dönem, yani 2016 üçüncü çeyrekte gerçekleşenler ile, dördüncü çeyrek beklentileri arasında ciddi bir gerileme gördüğümüz çok önemli bir alan var; ‘Genel karlılık düzeyinin azalmayacağı beklentisinde olan ihracatçıların oranı. Geçtiğimiz dönem bu oran yüzde 58,5 iken, dördüncü çeyrek için beklenti oranı 48,3e gerilemiş. Peki, hem ihracatın hem de üretimin azalmayacağı yönündeki beklentiler hep %60 ve üzerindeyken, genel karlılık düzeyinin azalacağı beklentisine ilişkin bu %10’luk gerileme, nasıl açıklanmalı? Aynı soruyu bir de şöyle soralım; ‘ihracatçılarımızın çoğunluğu dördüncü çeyrekte üretimin ve ihracatın artacağını beklerken, neden aynı orandaki çoğunluk genel karlılık oranının düşeceğini bekler?’ Bana göre cevap basit; kurdaki yükseliş. Yani bir yandan kurdaki yükseliş ile ihracat gelirleri artarken, diğer yandan hammadde yada yarı mamullerin çoğunlukla Dolar olarak ithal edildiği ülke ekonomimizde, Dolar kurundaki yükseliş, maliyetleri de ciddi oranda arttırıyor. Bu artış, EUR veya USD kurundaki yükselişle beraber ihracat gelirlerindeki artıştan daha yüksek olduğu için ‘genel karlılık düzeyini’ de azaltmış oluyor. Peki, bu durumda ankete katılan aynı ihracatçıların, yılsonu kur artışını daha yüksek öngörmeleri gerekmez miydi?

Yıl sonuna kadar kur artışını aslında öngören ama daha Kasım sonu itibariyle bile bu öngörülerin eksik olduğu çıkmış olan ihracatçılarımız, aslında kur artışındaki gerçek öngörülerini dile getirmediler veya getirmek istemediler mi? Böyle olsa gerek ki bu tutarsızlık  anket sonuçlarına bu şekilde yansıdı diye düşünüyorum. Hani içten içte öyle öngörsek de pek dile getirmeyelim, belki engelleriz ya da geciktiririz mantığı. Olabilir, sonuçta hepimiz kimi zaman bazı gerçekleri direk gündeme getirdiğimizde felaket tellallığı ile suçlanıyor veya felaketi yoksa biz mi çağırdık diye endişeleniyoruz. Ama öyle veya böyle, bir şekilde çapraz sorguda gerçek düşüncelerimiz, öngörülerimiz ortaya çıkıyor işte.

PİYASALARDAKİ DURUM

Şuanda gerçekten dolardaki beklenmedik kur artışı ile nasıl hareket edeceğini şaşırmış bir piyasadan bahsediyoruz. Kurucusu ve sahibi olduğum şirketim ARS Danışmanlıkta hizmet verdiğim firmalar artık bu endişelerini dolaylı değil, direk gündeme getirmeye başladı. Uluslararası alacak yönetimi konusunda destek verdiğimiz firmaların hem hammadde alım siparişlerinin durdurulması hem de satışlarında gecikmelerin arttığını maalesef gözlemliyoruz. Yani yabancı firmalardan yalnızca ürün alırken değil, yabancı firmalara ürün satışlarında da artan sorunlar gündemde ve daha önce görülmemiş bir şekilde ortaya çıkan ‘coğrafyadan arınmış’ endişeler hakim.

ULUSLARARASI TİCARETTE YAŞANAN SORUNLARDAKİ ARTIŞ, SADECE TÜRKİYE’YE ÖZGÜ BİR DURUM DEĞİL

Önce Brexil ile Avrupa dengelerindeki değişim, akabinde Amerika’da Trump’ın başkan seçilmesi gibi tüm dünyadaki siyasi ve ekonomik politikaların beklenmedik seyirde gelişmesine şahit olduk çok yakın bir dönemde. Artık tüm dünyada sermaye, kendisine güvenli liman arayışı içerisine girdi. Yani evet, Türkiye’nin iç dinamikleri yüzünden TL’nin değer kaybı söz konusu. Fakat tüm gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin Dolar karşısında değer kaybettiğini ve yabancı şirketlerin de ödeme önceliklerinin değiştiğine şahit oluyoruz. Yani ihracatçılarımızın Dolaın yükselmesi ile yaşadığı sıkıntılar, maalesef artık yalnızca hammaddede dışa bağımlı olmayan sektörlerimizle sınırlı değil. Şirketlerin bütçe kesintileri ve önceliklerindeki değişimlere bakıldığında, çok daha kısa vadeli plan ve yatırımların yapıldığı sonucu çıkıyor. Tüm bunlara rağmen, yine umuyorum ki beklenildiği gibi AR-GE, inovasyon, markalaşma gibi alanlara ihracatçılarımızın verdiği önem artıyordur. Ne de olsa Küresel İnovasyon Endeksi sıralamasında 2015 yılında 58, sıradayken, bu yıl 16 basamak birden yükselerek 42. sıraya ilerlemişiz. Hatta Avrupa Birliği inovasyon Birliği 2016 Endeksine göre ise; inovasyoııda iddiası olmayan ülkeler seviyesinden, orta seviyede inovaüf olan ülkeler grubuna yükselmişiz. TlM’in bu yıl beşincisini düzenleyeceği 8-10 Aralık’ta Türkiye İnovasyon Haftasından edineceğim bilgileri de paylaşacağım.