Business Life Dergisi : DÜNYA’YA KENDİMİZİ ANLATMAK İŞE YARADI 01.10.2016

2016_10_01_Business Life_S74_Tam_Sayfa2016_10_01_Business Life_S74_Tam_Sayfa (1)

DÜNYA’YA KENDİMİZİ ANLATMAK İŞE YARADI

DÜNYANIN HİÇ BİR ÜLKESİNDE BİR DARBEDEN ÇIKIP 28 AYIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞI YAŞANMAZ. EKONOMİNİN 2017 İÇİN DAHA ATAK OLMASI ÖNEMLİ.

Ülkemizde 15 Temmuzda bir darbe girişimi yaşandı ve hala devam etmekte olan OHAL sürecindeyiz. Dünyanın başka hiçbir yerinde, demokrasiyi hedef alan böylesine hain bir girişimin yaraları bu kadar hızlı sarılamaz; ülkesine ve demokrasisine sahip çıkan bir milletin içinde bulunduğu şok haline rağmen hayata kaldığı yerden bu kadar kısa süre içerisinde devam etmek mümkün olamazdı. Açıklaması ise basit; işinin başında ve dimdik ayakta duran bir hükümet, kendi canım bile hiçe sayarak herkesin karşısında durabilen bir Cumhurbaşkanı ve güzünü bile kırpmadan tankların önüne kendisini atabilen bir millet ve işinin başında tüm bunlara inanarak çalışmasına devam eden iş adamları. Geriye dönüp baktığımızda çok ciddi kayıplar yaşadığımızı ve yasla ilgili doğal tepki evrelerini milletçe yavaş yavaş atlatmaya başladığımızı görebiliriz. Önce şok, ardından huzursuzluk ve öfke, son olarak da yeniden yapılanma, özellikle kamu daireleri, siyasi otoriteler ve vargının tüm kurumlan, yaşanan şoka rağmen büyük bir soğukkanlılıkla görevlerini layıkıyla yerine getirmek için çaba gösterdi. Ekonomi kurmayları yaşanan huzursuzluk ortamının etkilerini azaltmak için hem yerli hem de yabancı iş adamlarını sürekli bilgilendirdi ve sakinleştirdi. Ekonomik reformlar duraksatılmadı, aksine hem yapısal iyileştirmelere hem de ekonomik teşviklere devam edildi.

İHRACAT BAŞARİSİ FARK OLUŞTURDU

Diğer yandan iş dünyası, tüm organ ve ekipleriyle beraber son aşama olan ‘yeniden yapılanma’ evresine çoktan geçti bile. Bir önceki yazımda vurguladığım OHAL’den fayda çıkarma konusunda, beklenenden hızlı tepki vererek şirket içi iyileştirmelere ağırlık verdik, mevcut ve yeni müşterilerimizi yeniden gözden geçirdik, iş süreçlerimizi geliştirdik, kaynaklarımızı sorguladık, satışlarımızda ve nakit akışında dikkat edilmesi gerekenlerin farkına vardık ve bir nevi kendimizi yeniden tanımladık. İş dünyasının yeniden yapılanma sürecinde, eskisinden daha güçlü bir altyapı kuruluyor ve ihracatçılar açısından bunun en güzel göstergesini Ağustos ayı ihracat rakamlarıyla görmüş olduk. Türkiye ihracatçılar Meclisi Ağustos ayında 28 ayın ardından en fazla ihracat artışının gerçekleştirildiğini açıkladı. TlM’ in Ağustos ayı verilerine göre geçen yılın aynı dönemine oranla ihracat yüzde 6,9 artışla 11 milyar 157 milyon dolar olarak gerçekleşti.  Bu gurur verici gelişme, ekonomimizin ve ihracatçılarımızın sağlam temeller üzerinde ilerlediğini tek başına anlatmak için bile yeterli. İç piyasada ve diğer alanlarda da, 2017’ye girmeden benzer sevindirici gelişmeleri duyacağımıza inanıyorum ve umuyorum.

YURTDIŞINA VERİLEN MESAJLARIN BAŞARISI

Darbe girişiminin izlerini sümek konusunda, Kalkınma Bakanlığı ve TIM’ in çalışmaları büyük önem taşıyor. Her iki kurumun da, Türkiye’ de yaşananları doğru şekilde yurtdışına aktarmak konusundaki söylem ve tutumları, hem ihracatımızın sekteye uğramaması ve aksine artması, hem de Türkiye’nin algısında olumlu rol oynadı.  Kalkınma Bakanımız Lütfi Elvan, 15 Temmuzdan hemen sonra, Türkiye’de yaşananları doğru şekilde yurtdışına aktarmak için yaklaşık 25 ülkeye seyahat düzenleyeceklerini söylemişti. 65 bin ihracatçının temsilcisi olarak TİM ise, daha olaylar yatıştırılmamışken temaslarda bulunmak üzere ticaret heyetimizi Panama ve Guatemala’ya uğurlamıştı. Aynı çerçevede 16-17 Ağustos tarihlerinde Polonya ve Romanya’ya düzenlenen seyahatler de, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa’daki kurumlarla olan sıcak temasların ve diyaloğun aksamamasında çok etkili oldu. Pek çok bürokrat, iş adamı ve STK yöneticilerinin de katılımıyla Varşova ve Bükreş’ de düzenlenen görüşmelerde yurtdışındaki STK2’ lara, uluslararası basın kuruluşlarına, yatırım bankalarına, kredi derecelendirme kuruluşlarına ve ihracatçılarımız aracılığıyla Türkiye’den ürün ithal eden herkese ekonominin tüm kurumlarıyla daha etkili bir şekilde çalışmaya devam ettiği, hiçbir şeyin farklı olmadığı yeniden aktarıldı.

“OHAL’DE YAŞAM NASIL?’’

Darbe girişiminden sonra yaptığım ilk seyahat Bükreş’e oldu. Bu seyahatimde en çok karşılaştığım sorulardan biri “Türkiye’de Ohal’ de yaşam nasıl gidiyor” oldu. Benim, ticari hayat devam ediyor, hukuksuzluklar yaşanmıyor, yapısal ve ekonomik reformlar uygulanıyor ve ihracatımız aratarak devam ediyor şeklindeki açıklamalarım buradaki dostlarımızın bir nebzede olsa içlerini rahatlatıyor. Buradan benim de şahsi olarak çıkarttığım en önemli sonuç kendimizi anlatmaya devam etmemiz gerektiği. Pek çok Avrupa ülkesinin yakın tarihinde ‘olağan üstü hal’ hiç yaşanmamışken, bizlerin bile bugüne kadar sadece ders kitaplarından bildiği ‘OHAL’ süreci haliyle yurtdışında pek çok bilinmezliği barındırıyor. Bu sebeple söylemlerimizde, OHAL’ in gündelik yaşamımızı etkilemediğine ve güvenlik sorunlarının olmadığı bir Türkiye’ye der yer vermemiz gerekiyor.

TURİZM VE KONGRE TURİZMİ İÇİN 2017 ÖNEMLİ

Bu söylemlerimiz sadece ihracata yansımayacak ayrıca turizmin de canlanmasına olanak sağlayacak. Bilindiği gibi Terör olayları, güney sınırımızdaki ülkelerle yaşanan sorunlar ve darbe girişimi derken, 2016 yılı maalesef turizm açısından ciddi kayıplara sahne oldu. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile 2016 yaz sezonu da maalesef beklenenlerin çok altında bir performans sergiledi. Tüm bunların ışığında 2017 turizmine bağlanan umutların gerçeğe dönüşmesi için, gündelik yaşamın normalleştiği bir ülke imajına daha da fazla vurgu yapılması lazım. 2016 senesi içerisinde Türkiye’de ve özellikle dünyanın pek çok yerinden direk uçuşların olduğu İstanbul’da yapılması planlanan ve iş dünyasından farklı sektörlerin yıllardır planladığı pek çok konferans ya iptal edildi ya da ertelendi. Bu ve benzeri etkinliklerin daha fazla ötelenmeden 2017 senesi içerisinde gerçekleşmesi, olası yanlış algıların pekişmesini de engelleyecek ve yıllar süren kalıcı etkilerin önüne geçecektir. Tam da bu sebepten dolayı, ‘Türkiye’de şuan OHAL olmasına rağmen, hem de OHAL bittikten sonraki gündelik yaşamın normalleştiğine vurgu yapmak, söylemlerimizde ‘güvenlik sorunun maalesef global boyutta olduğunun farkında olarak, herhangi bir ülke ile özdeşleştirmemek gerektiğine’ yer vermek gerekiyor.