Business Life Dergisi : 2017’DE RUSYA TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE NE BEKLİYORUZ? | 01.01.2017

63047552_(1)63047552_(2)

2017’DE RUSYA TÜRKİYE İLİŞKİLERİNDE NE BEKLİYORUZ?

TURİZM, İHRACATTAKİ OLUMSUZLUKLARI TAMİR YOLUNU GİRDİĞİ DÖNEMDE GELEN SUİKAST TAM BİR PROVAKASYON. KARŞİLİKLİ İYİ NİYET VE AÇİKLAMALAR, RUSYA İLE HEM SİYASİ HEM TİCARİ İLİŞKİLERİMİZİN 2017’DE HİZLİ BİR İVME İLE İYİLEŞECEĞİNİ GÖSTERİYOR.

Rus büyükelçisi Andrey Karlov’un öldürülmesi, hainlere karşı içimizdeki ‘öfkeler zincirine bir yenisini kattı maalesef. Milletimizin iradesi ve demokrasimize karşı gelen ‘hain’ darbe girişimi, ardından pek çok ailenin yüreğini yakan ‘hain terör saldırıları, derken barış elçisini sırtından vuran ‘hain’ suikast. Ancak hiçbiri irademizi ve sağduyumuzu kaybettirmedi, kaybettirmeye de gücü yetmez. Aksine millet olarak saygı, vicdan ve dayanışma gibi paydalarda birleşmemizin önemini bizlere hatırlattı. Dış ilişkilerimizde ise diploması ekseninde ilerlemenin hem ülke güvenliğimiz hem de ülke ekonomimiz açısından ne kadar değerli olduğunu yeniden deneyimlemiş olduk. Günlerdir en konuşulan konu; Rus büyükelçisi Andrey Karlov’un özellikle son 2 senedir bozulan Türk-Rus ilişkilerinin normalleşmesinde önemli bir isim olması. Siyasetle yakından ilgilenen insanların dışında aslında pek çok kimse, Andrey Karlov’un belki ismini bile bilmezken, son 2 senedir kendisinin normalleşme sürecine bizzat kattıkları, tecrübeleri, vizyonu, karakteri ve özverili çalışmalarıyla yaratmış olduğu olumlu etkiden artık haberdar. Her şeyde olduğu gibi, kaybettikten sonra değeri anlaşılan insanlardan biri olması üzücü. Çünkü son 2 senelik tüm siyasi ve ticari gündemimizde yer alan, bolca inişleri ve çıkışları olan bir ülkenin ülkemizdeki temsilcisini daha yakından bilmemiz, daha çok görmemiz gerekirdi. Bundan öncelikle medyamızın ve de bu toplumun bireyleri olarak hepimizin bir ders aldığını umarak, gelelim suikastın amacına.

 HEDEF DİPLOMASİMİZ, İTİBARIMIZ VE EKONOMİMİZDİ

Şüphesiz, kendisine düzenlenen bu hain saldırının hedefinde ülke çıkarlarımızı hiçe sayarak diplomasimizi karalamak, itibarımızı zedelemek ve ekonomimizi yaralamak vardı. Ancak her iki ülkenin de siyasi liderleri, ilk günden itibaren metanetini koruyarak, büyük bir olgunlukla olayı karşıladı ve rasyonel eksende açıklamalar yapıldı. Her iki ülke de ‘provokasyon’ açıklamasında mutabık kaldığını dile getirdi ve teröre karşı işbirliği vurgusunu gecikmeksizin yineledi.

Hatta suikastla ilgili soruşturmayı ortak yürütme kararının alınması, Suriye’deki ateşkes ile ilgili Türkiye, Rusya ve İran’ın aynı masada müzakere planlarını ertelenmemiş olması ve de olayın üzerinden henüz birkaç gün geçmişken iki ülke arasındaki havacılık ilişkilerini düzenleyen yeni bir mutabakat zaptının imzalanmış olması, tüm bu söylemlerin lafta kalmadığını da göstermiş oldu.

Sonuçta he türlü ilişki çeşidinde ‘iyileştirmelerin esası’ güven ve şeffaflıktır. Bu anlamda soruşturmanın ortak yürütülmesini kabul etmekle, ülkemizin tüm dünyaya da bir mesaj verdiğini düşünüyorum. Hele ki dış basın bu suikast sonrasında Türkiye’nin Rusya’ya Suriye konusunda daha fazla ödün vereceğini yazıp çizerken daha da önemli hale gelen bu mesaj şu: bölgedeki siyasi aktörlerden biri olarak, güçlü ve güvenilir olduğumuz.

DIŞ TİCARET, SİYASETTEN ARINDIRILIP DÜŞÜNÜLEMEZ.

Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler bölümünden mezun biri olmama rağmen, uzun süre akademik dünyadan ayrı kalmış olmamın bilinciyle haddimi aşmadan daha fazla siyasi gözlem ve yorumlarımı paylaşmayacağım. Ancak siyaset zaten yaşamın her alanını düzenleyen ve her bireyin istemese de müdahil olduğu bir alan. Profesyonel iş hayatım boyunca edindiğim deneyimlerime de dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ticaret asla siyasetten, dış ticaret de diplomatik ilişkilerimizden arındırılıp değerlendirilemez.

Son 2 senede Rusya ile olan siyasi ve ticari ilişkilerimize kısaca göz atarak, hem bunu açıklamak hem de 2017 senesinde neden Rusya ile ticaret hacmimizin artmasını beklediğimi, ümit etliğimi ve bunun aslında gerekli de olduğuna değinmek isterim.

SİYASİ İLİŞKİLER NORMALLEŞTİKÇE EKONOMİK İLİŞKİLERDE GERİ KAZANIM ARTACAK

28 Kasım 2015’te, yani Rus uçağının düşürülmesinden 4 gün sonra, Putin imzasıyla yürürlüğe giren yaptırımlar neticesinde, 2016 senesinin ilk 6 ayında bir önceki yıla göre ihracatımız yaklaşık %60, toplam ticaret hacmimiz ise %35 azaldı. Türkiye turizminin büyük bir payına sahip Rus turistlerin sayısı yaklaşık %85 düştü. Tüm bunlara ek olarak, Rusya ile gerilen siyasi ilişkilerin bedelini en çok ihracatçılarımız ödedi denebilir aslında. İptal edilen siparişler, gümrüklerde bekleyen ürünler, alternatif kanallarla Rusya’ya sokulmaya çalışılan ürünlerdeki bozulmalar ve elbette ödemelerini tüm benzeri bahanelerle geciktiren Rus şirketlerin yarattığı olumsuz finansal etkiler gibi.

Ve nihayet Haziran 2016’da siyasi ilişkilerin normalleşmesi gündeme geldi ve Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın özür mektubu ile ilk adım atılmış oldu. Hatta normalleşmede öylesine bir ivme artışı oldu ki, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ilk ziyareti Rusya’ya oldu.

RUSYA VE TÜRKİYE’NİN BİRBİRİNE İHTİYACI VAR

Normalleşmelerin daha fazla gecikmeden gerçekleşmesi gerekiyordu. Önce siyasi ve akabinde ticari ilişkilerin bir an evvel düzelmesi her iki ülke için de önemliydi çünkü. Doğalgazımızın yarısından fazlasını Rusya’dan alıyoruz ve onlar için vazgeçemeyecekleri nitelikte ve çok değerli bir ihracat kalemi, enerji. Bizim ihracatımızda ise ikinci sırada yer alıyor Rusya. Özellikle gıda, dokumacılık, kimyevi maddeler, otomotiv gibi pek çok kalemde en çok ihracat yaptığımız ülkeler arasında. Öte yandan, Türk müteahhitlerin yurtdışında en çok iş aldığı ülke Rusya olduğu için, Rusya bizim için inşaat ve projeler anlamında da çok değerli bir Pazar.

Özetle, iki ülkenin hem siyasi hem de ticari olarak ortak çıkarları olduğu kadar birbirine ihtiyacı da var. Hain planlar ve girişimler sonucundaki tüm öfkemizi, yapıcı ve olumlu enerjiye dönüştürmeliyiz ve bu enerjiyi 2017 senesindeki barışçıl dış politika ve artan ihracat hedeflerimiz doğrultusunda kullanmalıyız.